Dün resim yükleyemediğim için bugüne kaldı...
HAPPY BIRTHDAY TO ME!!!!!!
İyi Niyet-İyi Dilek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İyi Niyet-İyi Dilek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Şubat 2013 Perşembe
16 Eylül 2012 Pazar
Daruma Bebekleri
Bu yazıyı çok çok yüksek makamlardan (eşimden) gelen istek üzerine yazıyorum ((: O kadar çok düşündüm ki başlayana kadar… Acaba dedim yazısı da yapımı kadar uzun sürer mi? Dile kolay tam 10 gün! Veeeee işte karşınızda Daruma bebeklerimiz (: %100 “Hand Made”!! Her bir detayı ayrı emek. Bebekleri hazırlarken kullanılan teknik, “papier mâché” olarak bilinen kâğıtlardan hamur yapma metodu. Daruma Bebeği yapımında kullanılan ana malzemeler ise; kağıt, sulandırılmış ahşap tutkalı ve renklendirme için akrilik boya. Papier mâché tekniğinde kâğıtlar tek tek tutkala bulanarak bir balonun üzerine yapıştırılıyor. Her kat için 1 gün kuruma süresi verildiğini düşünürsek ve ne kadar çok kağıt o kadar sağlam maske formülünü göz önüne alırsak düşünün işte kaç gün sürdü (: Kafa modelini elde ettikten sonra da sıra astar boyaya geliyor. O da kuruması beklenerek devam ediliyor. Sıradaki adım ise artık makyaj oluyor. Daruma Bebeği, kurallarına ve orijinal renklerine uygun olarak boyanıyor ve tek gözünün gözbebeği boş bırakılıyor (bunun nedenini hikayesinde anlatacağım). Yapımı uzun ve zahmetli bu bebekleri bitirdikten sonra ortaya çıkan sonuç sanırım bu emeğe değiyor!
Bu kadar uzun girizgâhın ardından bu Daruma Bebekleri’nin hikâyesini anlatsam fena olmayacak (: Neden bu zahmete girildi? Neden bu kadar sabır gösterildi hikâyeden sonra daha bir ortaya çıkacak sanırım (:
Uzakdoğu beni felsefesiyle, dini inanışlarıyla cok etkiliyor. Son derece saf ve temiz bir anlayışla yaşıyorlar dinlerini. Geleneksellikten asla uzaklaşmadan... Ve işte bu düşüncemi doğrulayıcı nitelikteki hikaye de geliyor; Dharma Bebek olarak da bilinen Daruma Bebek, Japon inancına göre azim ve iyi şansın sembolü. Bu isim 5. ve 6. yüzyıllar arasında yaşamış Budizm'i kuran Hintli Budist Keşiş Bodhidharma'dan geliyor. Efsaneye göre bu rahip kendisini dokuz yıl boyunca bir mağaraya kapatmış ve huzura erişebilmek için uzun yıllar boyunca orada sadece duvara bakarak meditasyon yapmış. Rahip, meditasyon esnasında el ve ayaklarını kullanmadığı için bu uzuvlarını ve maalesef gözlerini kaybetmiş. Bir başka efsaneye göre de Bodhidharma yine mağarada 9 yıl boyunca uyuya kalmış. Uyandığında ise kendine çok öfkelenmiş. Bir daha uyumamak için göz kapaklarını kesmiş. Her iki efsane de oldukca etkileyici ve meditasyonun gücünü gösteren hikayeler.
Daruma Bebekleri'nde kırmızı rengin önemi çok büyük. Bu renk, yüksek rütbeli rahiplerin giydiği kırmızı cüppeden geliyor. 1600-1868 yılları arasında kırmızı rengin çiçek hastalığıyla bir bağlantısı olduğuna inanılıyormuş. Daruma'nın kırmızısının da bu hastalığın iyileştirilmesinde önemli bir rol oynadığı düşünülüyormüş. Günümüzde Japonya'da çiçekhastalığı Tanrısı'na adanmış pek çok kırmızı sunak bulunuyor. Daruma kırmızısının Tanrı'yı sakinleşirdiğine ve salgın hastalıkları uzak tuttuğuna inanılıyor. Hatta eski zamanlarda salgın hastalık olan evlerin önüne kırmız renkli kağıtlardan şeritler çekilirmiş ki o evde salgın bir hastalık olduğu bilinsin. Bir çeşit karantina altına almak gibi. Daruma Bebekleri de hastaya hastalığı atlatmasında güç vermesi için kullanılırmış.
Bu kolsuz, bacaksız, kırmızı, siyah ve beyaza boyanmış “papier mâché” tekniğiyle yapılmış bebeğin içine büyücek ve ağır bir bilye yerleştirildiğinde, bebek kaç kere devrilirse devrilsin ayağa kalkar (yıkılmadım ayaktayım misali). Aslında bizim hacıyatmaz dediğimiz oyuncaklar gibi. Japonca'da bu hacıyatmaz tarzı bebeklere "Okiagari" deniyormuş. Japonca'da "Oki" ayağa kalkma, "agari" ise yeniden doğuş anlamına geliyormuş. Bebeğin bu özelliği sıkıntıları ve talihsizlikleri aşarak başarıya ulaşmayı sembolize ediyor. Bu inanış ışığında da Daruma Bebekleri değişik hedef veya dileklerin gerçekleştirilmesi amacıyla da kullanılmaya başlanmış. Bu nedenle bebeğin tek gözü dilek dilenirken ya da ulaşılmak istenen hedef belirlendiğinde diğer gözü ise dilek gerçekleştikten sonra boyanıyor. Her inişin bir çıkışı vardır öğretisinin unutulmaması ve tutulan dileğin akıldan çıkmaması için bebek mutlaka göz önünde bir yere konuyor. Yeniyıl geldiğinde tüm Daruma Bebekler geleneksel yakma töreni için satın alındıkları tapınaklara geri getiriliyor. Senede bir kez yeniyılın ertesi günü yapılan Daruma Kuyo olarak bilinen törende Japonlar, Daruma Bebekleri'ne şükranlarını sunarak onları tapınağa karşı ters çeviriyorlar ve gelecek yıl için yeni bebekler satın alıyorlar. Diğer bütün eski Daruma Bebekler ise aynı anda tapınakta yakılıyor.
İşin özüne baktığımızda Daruma, bizdeki adak adamayla benzer özellikler gösteriyor. Bakalım bizim Darumalar hedeflerimize ulaşmamızda rol oynayacak mı? Ve bakalım diğer gözleri ne zaman boyayacağız? Resimdeki 3 Daruma da ayrı ayrı dilekler için özel olarak yapıldı. Ne mi dilendi? Maalesef söyleyemem.... Ama gerçekleşirse buradan paylaşacağıma söz veriyorum!!!!!
Daruma Bebekleri'nde kırmızı rengin önemi çok büyük. Bu renk, yüksek rütbeli rahiplerin giydiği kırmızı cüppeden geliyor. 1600-1868 yılları arasında kırmızı rengin çiçek hastalığıyla bir bağlantısı olduğuna inanılıyormuş. Daruma'nın kırmızısının da bu hastalığın iyileştirilmesinde önemli bir rol oynadığı düşünülüyormüş. Günümüzde Japonya'da çiçekhastalığı Tanrısı'na adanmış pek çok kırmızı sunak bulunuyor. Daruma kırmızısının Tanrı'yı sakinleşirdiğine ve salgın hastalıkları uzak tuttuğuna inanılıyor. Hatta eski zamanlarda salgın hastalık olan evlerin önüne kırmız renkli kağıtlardan şeritler çekilirmiş ki o evde salgın bir hastalık olduğu bilinsin. Bir çeşit karantina altına almak gibi. Daruma Bebekleri de hastaya hastalığı atlatmasında güç vermesi için kullanılırmış.
Bu kolsuz, bacaksız, kırmızı, siyah ve beyaza boyanmış “papier mâché” tekniğiyle yapılmış bebeğin içine büyücek ve ağır bir bilye yerleştirildiğinde, bebek kaç kere devrilirse devrilsin ayağa kalkar (yıkılmadım ayaktayım misali). Aslında bizim hacıyatmaz dediğimiz oyuncaklar gibi. Japonca'da bu hacıyatmaz tarzı bebeklere "Okiagari" deniyormuş. Japonca'da "Oki" ayağa kalkma, "agari" ise yeniden doğuş anlamına geliyormuş. Bebeğin bu özelliği sıkıntıları ve talihsizlikleri aşarak başarıya ulaşmayı sembolize ediyor. Bu inanış ışığında da Daruma Bebekleri değişik hedef veya dileklerin gerçekleştirilmesi amacıyla da kullanılmaya başlanmış. Bu nedenle bebeğin tek gözü dilek dilenirken ya da ulaşılmak istenen hedef belirlendiğinde diğer gözü ise dilek gerçekleştikten sonra boyanıyor. Her inişin bir çıkışı vardır öğretisinin unutulmaması ve tutulan dileğin akıldan çıkmaması için bebek mutlaka göz önünde bir yere konuyor. Yeniyıl geldiğinde tüm Daruma Bebekler geleneksel yakma töreni için satın alındıkları tapınaklara geri getiriliyor. Senede bir kez yeniyılın ertesi günü yapılan Daruma Kuyo olarak bilinen törende Japonlar, Daruma Bebekleri'ne şükranlarını sunarak onları tapınağa karşı ters çeviriyorlar ve gelecek yıl için yeni bebekler satın alıyorlar. Diğer bütün eski Daruma Bebekler ise aynı anda tapınakta yakılıyor.
İşin özüne baktığımızda Daruma, bizdeki adak adamayla benzer özellikler gösteriyor. Bakalım bizim Darumalar hedeflerimize ulaşmamızda rol oynayacak mı? Ve bakalım diğer gözleri ne zaman boyayacağız? Resimdeki 3 Daruma da ayrı ayrı dilekler için özel olarak yapıldı. Ne mi dilendi? Maalesef söyleyemem.... Ama gerçekleşirse buradan paylaşacağıma söz veriyorum!!!!!
2 Ocak 2009 Cuma
SEVGİLİ 2009, POZİTİF BİR YIL OLABİLİR MİSİN?
Yeni yıl geldi bile işte... Nasıl oldu da koskoca 2008 bitti ve yeni bir sene başladı anlayamadım! Zaman bu kadar mı su gibi akar gider. Hatta öyle ki geçen yılbaşı gecesini gayet net hatırlıyorum. Hiç unutmam, ailecek birbirimize hediye ettiğimiz ürünler çifter çifter çıkmıştı da çok gülmüştük (: Neyse... Umarım 2009 bolluğuyla bereketiyle gelmiştir. En önemlisi de sağlıklı günleriyle gelmiştir. Hoş bu yılbaşımız biraz buruk geçti. Benim beta bakterisiyle tanışmış olmam tadımızı kaçırdı açıkçası. Şöyle ki yılbaşı akşamı bile iğne oldum... Allah beterinden korusun diyorum. Ben yeni yıla girerken sofranın (tabii elimizden geldiğince ve maddi durum elverdiğince) oldukça zengin olmasından yanayım. Eğer sofra zengin bir mönüye sahip olursa yeni yılın bolluk ve bereket getireceğine inanırım. Bu sadece benim kendi içimdeki inanışım. Ancak bu sene hastalığım dolayısıyla yılbaşı gecesinden ümidimi kesmiştim. Kader, kısmet dedim, telafi ederiz diye düşündüm. Ama benim yılbaşından bir gün önce kendimi iyi hissetmemle birlikte sevgili eşimin de yardımıyla bu yılbaşında da güzel bir sofra kurmayı başardık. Yarı hazır aldık, yarı kendimiz halletmeye çalıştık ve sonuçta planladığımız gibi bir gece geçirebildik çok şükür. Hatta çam ağacımızın altı bile oldukça doluydu ((:Yoruldum mu? Evet, ama buna değer. Mutluluğu ve huzuru hissetmek yorgunluğu da unutturuyor insana. Herkese keyifli ve huzurlu bir 2009 diliyorum. Sorunlar hiç eksik olmaz ama bu sorunlara yaklaşımımız ve çözüm arayış tarzımız sorunların ağırlığını değiştirebilir diye düşünüyorum. Yeni yıla, pozitif düşüncelerle merhaba diyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

