25 Mayıs 2009 Pazartesi

SAATLİ MAARİF TAKVİMİNDEN...

Eskiden her evde vardı bu takvimlerden. Herkes bu takvimlerin arkasındaki özlü sözleri, yemek tariflerini, tarihi olayları okumaktan keyif alırdı. Ben de... (: Gel gör ki artık teknoloji çok ilerledi ve artık kimse bu nostaljik takvimlerle ilgilenmiyor ne yazık ki. Her şeyi geçin, en basitinden kol saatlerimiz, zamanın yanı sıra takvimi bile gösteriyor. Sanırım hızlı hayat koşturmacasının içinde de bu bize yetiyor da artıyor öyle değil mi? Ama bazen nostaljik olmakta da bir sakınca yok canım... Ben de fırsat bu fırsat elimdeki 2009 Vasıf Ülkü Takvimi'nden bir- iki faydalı bilgi sunmak istedim. Hatta ilkini ben de bilmiyordum, eh öğrenmenin yaşı yoktur ne de olsa (:
* Hayatımızdan başlıklı ilk pratik bilgide banyo sonrası cilt bakımından bahsetmişler. Bu yazıya göre en önemli cilt bakımı, banyodan sonra son derece iyi kurulanmaktan geçiyormuş. Banyo ya da duş sonrasında, cildimizin üzerindeki su kurulanmadan kalır ve kendi kendine uçarsa vücudun nemini de alıp götürüyormuş. Dolayısıyla cildin ciddi şekilde kurumasına yol açıyormuş!

* Diğer bir pratik bilgi de kurumuş diz kapaklarıyla ilgili. Eğer dizlerimiz pütürlü ve pürüzlüyse bundan kolayca kurtulabilirmişiz. Hele şimdi yaz mevsimi de başladı dolayısıyla daha bir dikkatli olmak gerekiyor bu konuda. Yapacağımız şey basit: Sabah ve akşamları dizlerimizi köpüklü ılık su eşliğinde sünger taşıyla çok hafif masaj yaparak ovmak ve iyice durulayıp kuruladıktan sonra badem yağı sürmek.

24 Mayıs 2009 Pazar

VE FİNAL...

Şok! Gerçekten bunca zamandır izlediğim dizinin bu şekilde sonlanması beni çok üzdü. Çünkü böyle bir sonu hakketmeyen bir temposu vardı. Yani herşey bir çırpıda oldu bittiye geldi. Aradan 4 sene geçti, bunca koşuşturma, bunca ölümlerden dönme, bunca kaçmaca-kovalamaca, bunca macera bir çırpıda bitti... Offf... Olmadı yaaaa!! Ama bir müjde, okuduğum bir habere göre yapımcılar 15 Temmuz 2009'da piyasaya çıkacak bir ekstra DVD hazırlıyorlarmış. Bu son 4 senede neler olup bitti daha iyi anlayabilmemiz için. Sabırsızlıkla bekliyorum. Geri sayım başlasın!! (:

28 Nisan 2009 Salı

PRISON BREAK!

İşlemediği bir suç yüzünden idam cezasına mahkum bir adam ve onu kurtarmak için kendini hapise attıran süper zeka bir kardeş. Illinois Fox River hapisanesinden akıl almaz bir kaçış ve zincirleme gelişen, içiçe geçen tehlikeli oyunlar, cinayetler... Kim kimin hesabına çalışıyor? Kim kimi kolluyor? Kim kimi tuzağına düşürmeye çalışıyor? Çok heyecanlı ve sürükleyici bir dizi, PRISON BREAK. Her bir bölüm bir nefeste bitiveriyor sanki. Geç keşfettik ama nihayetinde tanıştık. Hafızam beni yanıltmıyorsa biz tam Ekaterinburg'a gitmeden hemen önce 2006 yılının nisan ayında CNBC-e'de yayınlanmaya başlamıştı. "Amaaaan hapisane dizisi mi? Kim seyreder? Ne sıkıcıdır!" dediğimi hatırlıyorum. Hem de hiç seyretmeden! Sanırım o dönem benim gibi düşünenlerin sayısı epey yüksekmiş ki CNBC-e' de oynamıyor artık. Yazık! Başrollerini Wentworth Miller (Michael Scofield) ve Dominic Purcell'in (Lincoln Burrows)oynadığı Prison Break, şu aralar Amerika'da kanal Fox'da 4. sezonunu oynuyor. Söylenene göre 6 sezon sonunda da bitiyor. Bana göre şu anda Lost'tan sonra ikinci sırada geliyor.

http://www.youtube.com/watch?v=LVps2Za3D7s

22 Nisan 2009 Çarşamba

BARCELONA

Bizimkiler yani annem ve babam bugün saat 14.00 uçağıyla kız kardeşimi ziyaret için İspanya’nın en güzel şehri (bence) Barcelona’ya uçtular. Hatta 3 saat 15 dakikalık uçak yolculukları halen devam ediyor. Ben de gitmek ister miydim? Eveeeeeet!!!! Ben de canım kardeşimi görmeye Barcelona’ya gitmek isterdim. Herkül’le boğuşmaya Barcelona'ya gitmek isterdim. Ramblas’da turlamak, Plaza Catalunya’daki kafelerden birinde kahve molası vermek, Passei de Gracia’da Pedrera’nın önünden geçerken her zamanki gibi “ne dahi adammış şu Gaudi” demek, yer altında metro istasyonları arasında mekik dokumak, Sants Caddesi’ni baştan sona yürümek, Ramblas’nın arka sokakları Bario Gottic’te ki birbirinden büyüleyici mağazalara girip çıkmak, Grand Via’daki alışveriş merkezinin avlusunda bir sandöviç atıştırmak, Montjuic Tepesi'nden güneşin batışını izlemek, birbirinden leziz tapas’lardan tatmak, Valor’da “churros”umu sıcak çikolatanın içine batırmak, Maremagnum’da iça çıcı teknelerin manzarası eşliğinde dolaşmak isterdim elbette! Ama kısmet. Gönül her şey bir arada olsun istiyor ama bu pek mümkün olmuyor ne yazık ki. Umarım en azından bizimkiler oranın keyfini doya doya yaşarlar ve çok mutlu bir tatil geçirirler. Darısı başımıza artık (:

10 Nisan 2009 Cuma

TATLI EKŞİ SOSLU TAVUK

Çok uzun zaman oldu biliyorum. Ama yazamadım işte. Yazmak istedim yine olmadı, olamadı... Nihayet, geçen gün Çin restoranlarında, hatta hangi Uzakdoğu restoranına gitsem her daim sipariş verdiğim ve hiç sıkılmadan afiyetle yediğim "sweet and sour sauce chicken" (tatlı ekşi soslu tavuk) tarifini buldum. Bulmakla kalmadım bir de denedim! Sonuç? Kelimelerle tarif edemeyeceğim bir lezzet! Sanki az önce bir Çin restoranını aramışım da spariş vermişim! İşte bu Uzakdoğu'dan soframıza gelen lezzetin sırrı:

MALZEMELER:
3 adet kemiksiz tavuk göğsü
1 yemek kaşığı soya sosu
2 çay kaşığı susam yağı
Kızartmak için sıvı yağ
Tempura karışımı: Tepeleme 3,5 yemek kaşığı un, 1 yemek kaşığı mısır unu, yarım çay kaşığı tuz ve bir kaç buz eşliğinde 200 ml. buz gibi maden suyu. Bu karışım asla çok karıştırılmaz. Bırakın pütürler içinde kalsın.
1 tane yeşil biber
1 tane havuç
2 diş kıyılmış sarmısak

SOS İÇİN
3 yemek kaşığı soya sosu
3 yemek kaşığı beyaz şarap sirkesi
3 yemek kaşığı şeker
1 çay kaşığı mısır unu
100 ml. buz gibi soğuk su

YAPILIŞI
Tavuklar kuşbaşı kesilir ve soya sosu ile karıştırılır.Bu arada sos malzemeleri 100 ml. soğuk suyla karıştırılarak hazırlanır. Diğer yandan yağ kızdırılır, tempura karışımının içine atılan tavuklar, kızgın yağda altın sarısı renk alana kadar kızartılır.
Sosu hazırlamak için, tencerede (wok tava varsa tercih edilmeli) zeytinyağı kızdırılır. Sarımsaklar, havuçlar, biberler 3 dakika kadar çevrilir. Diri olmaları gerekiyor. Önceden hazırlanmış olan sos suyu da tencereye eklendikten sonra tüm mlazemeler 1 dakika kadar fokurdayana dek pişrilir. En sonunda da kızarmış tavuklar sosun içine atılır ve yavaşça sosla bütünleştirilir. Tabaklara servis edilir.