Evinizin mis gibi portakal çiçeği kokmasını mı istiyorsunuz? Doğru sayfadasınız. İstanbullular'dan ziyade, güney bölgelerde yaşayanlar çok daha yakından tanırlar portakal çiçeğini. Muhteşem bir kokusu vardır. Bir tanesi bile minicik bir çay bardağının içinde bütün evin misler gibi kokması için yeterlidir. Maalesef biz İstanbullular bu eşsiz doğal parfümden yoksunuz. Çünkü iklim portakal ağaçları için müsait değil buralarda. Geçen Ocak ayında Cezayir'e yaptığımız seyhatte oranın da bir Akdeniz ülkesi olmasından dolayı iklimin portakal ağaçları için ne kadar ideal olduğunu gördüm. Öyle ki sokaklar ve caddeler portakal ağaçlarıyla bezenmişti. Ancak mevsim kış olduğu için portakal çiçeğiyle rastlaşamadık ve bir başka bahara bıraktık kendisini. Marketlere yaptığımız ziyaretlerde portakal çiçeği şurubu çok ilgimi çekti doğrusu. Meğer Cezayirliler bu şurubu bütün tatlılarında ve hamur işlerinde kullanıyorlarmış. Kapağını açıp ilk kokladığınızda kokusunun portakal çiçeğiyle hiç alakası yok aslında. Saf olarak kokladığınızda sanki bir sabun kokusunu andırıyor. Dolayısıyla satın alıp almamakta tereddüt ettim önce. Ve fakat "deneyimlemeden nasıl anlayacağım?" sorusuyla birlikte bir şişe atıverdim sepete. Ocak ayından bu yana kısmet düneymiş. Dün öğleden sonra Minikle birlikte şekilli kurabiyeler yapmaya karar verdik. İçine de bizim portakal çiçeği şurubundan katmayı planladık. İnternette kısa bir kurabiye tarifi araştırma turundan sonra hemen malzemeleri biraraya getirmeye başladık. Ancak bizim hamur, tarifin dışında portakal çiçeği şurubu da içereceğinden yazılı tarifte küçük bazı değişiklikler yaptık. Lafı fazla uzatmaya gerek yok, hemen malzemelere ve tarife geçelim.
Malzemeler:
1 adet yumurta
1 bardak yoğurt
1 bardak pudra şekeri
1 bardak sıvı yağ
1 kahve fincanı portakal çiçeği aroması
3 yemek kaşığı tereyağ
1 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tarçın
Ve aldığı kadar un
Yapılışı:
Un haricinde tüm malzemeler güzelce karıştırılıyor. Azar azar un eklenerek hamur için gerekli kıvam elde edildikten sonra düzgün bir tezgah üzerinde bir merdane yardımıyla 1 cm. kalınlığında açılan hamur artık şekiller için ideal zemini oluşturmuş duruma gelmiş oluyor. İşte en eğlenceli kısım. Hayal gücünün devreye girdiği an... Dilediğiniz şekillerdeki kalıpları hamurun üzerine bastırarak kurabiyeleri hazırlıyorsunuz. Hepsini tek tek tepsiye dizdikten sonra (2 tepsi çıkıyor) önceden 180 derceye ısıtılmış fırında 15-20 dakika kadar pişmeye bırakıyorsunuz. Çok basit ve lezzetli bu kurabiyeler portakal çiçeği şurubu olmadan da pişirilebilir elbette. Mesela biraz limon kabuğu ve badem tozuyla da muhteşem olacaktır.
Afiyet olsun.
11 Ağustos 2012 Cumartesi
5 Temmuz 2012 Perşembe
Sezonu Açtık!!!!!!!!
| Birazcık eğri ama Sony Ericsson Z610i ile çekilmesine rağmen fena değil!! |
1 Temmuz 2012 Pazar
Kuşkonmazlı Kiş
Eşim kuşkonmaza bayılır. Dolayısıyla içinde kuşkonmaz yer alan tarifler de favorisidir. Ancak yurtdışında kolaylıkla marketlerde domates salatalık gibi bulunabilen bu sebze maalesef ülkemizde zor bulunuyor. Daha doğrusu büyük marketlerde bulunabiliyor da fiyatı el yakıyor! Geçen gün eşim sevinç içinde eve geldi ve o da ne? Elinde bir demet kuşkonmaz!! Uygun fiyata bulabildiği için hemen kapmış bir demet ve akabinde siparişi de gecikmedi: Kuşkonmazlı kiş! Ehhh emir büyük yerden, ne yapacağız kolları sıvıyacağız ve hemen kuşkonmazlı kişin yapımına girişeceğiz elbette. Valla nasıl oldu derseniz bence çok lezzetli bir kiş oldu. Bugüne kadar özellikle kış aylarında pırasalı kiş deneyimim olmuştu, ancak kuşkonmazlı kişi ilk kez yapacaktım. Biraz internette araştırma yaptıktan sonra en makul malzemeli olan bir tariften yola çıkarak kendi kiş tarifimi oluşturdum. İşte tarif geliyor:
İÇİ İÇİN MALZEMELER:
1 adet kuru soğan
2 adet yumurta
Yarım paket taze krema
250 gr. kadar böreklik beyaz peynir
1 demet kuşkonmaz
KİŞ HAMURU İÇİN MALZEMELER:
4 yemek kaşığı tereyağ
1 su bardağı un
3 yemek kaşığı buzlu su
Yeteri kadar tuz ve karabiber
İşe önce hamuru hazırlamakla başlamakta fayda var çünkü buzdolabında dinlenmesi gereken bir hamur bu. Yukarıda saydığım tüm hamur malzemelerini bir kapta kulak memesi kıvamına gelince bir strece sarıp yarım saatliğine buzdolabına kaldırıyoruz. Bekleme sırasında kuşkonmazları ayıklayabiliriz. Bir tarafta da kuru soğanı ince ince doğrayıp bir tavada karamelize olacak şekilde kavuruyoruz. Ardından bir kabın içine 2 yumurtayı kırıp kremayı ekledikten sonra iyice çırpıyoruz ve içine beyaz peyniri ekleyerek ezmeye başlıyoruz. Çok fazla ezmeye gerek yok çünkü fırında sıcaktan zaten eriyerek kıvamını buluyor. Peynirli bu karışıma karamelize ettiğimiz soğanları da biraz ılındıktan sonra ekliyoruz. İç malzemeler hazır. Dolaptan yeterince dinlenmiş olan kiş hamurunu çıkarıyoruz. Buzdolabından çıktığı haliyle çok sert olacaktır telaşa gerek yok. Biraz tezgah üzerinde bırakın o kendine gelecektir. Hamur yumuşayınca unlu bir tezgahta kiş kalıbının ölçülerine göre merdaneyle onu açıyoruz. Düzgünce kalıbın içine yerleştirdikten sonra daha önceden 180 dereceye ayarladığımız fırına atıyoruz ancak sadece 15 dakikalığına. Bu arada hamurun kabarmaması gerekiyor. Bunun için hamurun üzerine yağlı kağıt serip üzerini nohutlarla dolduruyoruz. Bu şekilde hamur fırında kabarmadan 15 dakika pişiriliyor. Piştikten sonra içerisine hazırlamış olduğumuz yumurtalı peynirli karışımın yarısını döküyoruz ve üzerine temizleyip soyduğumuz kuşkonmazları diziyoruz ve onun üzerine geri kalan iç malzemeyi boca ediyoruz ve doğru yine 180 derecelik fırına. Yaklaşık olarak 35 dakika sonra nefis kokular yükselmeye başlıyor ve işte kuşkonmazlı kiş afiyetle yenmek üzere hazır. Yanına bir de yeşil salatayla tam bir öğün olabilecek bu kiş kolay yapımıyla bundan sonra mutfak mönülerimde yer alacağa benziyor.
Afiyet olsun!
İÇİ İÇİN MALZEMELER:
1 adet kuru soğan
2 adet yumurta
Yarım paket taze krema
250 gr. kadar böreklik beyaz peynir
1 demet kuşkonmaz
KİŞ HAMURU İÇİN MALZEMELER:
4 yemek kaşığı tereyağ
1 su bardağı un
3 yemek kaşığı buzlu su
Yeteri kadar tuz ve karabiber
İşe önce hamuru hazırlamakla başlamakta fayda var çünkü buzdolabında dinlenmesi gereken bir hamur bu. Yukarıda saydığım tüm hamur malzemelerini bir kapta kulak memesi kıvamına gelince bir strece sarıp yarım saatliğine buzdolabına kaldırıyoruz. Bekleme sırasında kuşkonmazları ayıklayabiliriz. Bir tarafta da kuru soğanı ince ince doğrayıp bir tavada karamelize olacak şekilde kavuruyoruz. Ardından bir kabın içine 2 yumurtayı kırıp kremayı ekledikten sonra iyice çırpıyoruz ve içine beyaz peyniri ekleyerek ezmeye başlıyoruz. Çok fazla ezmeye gerek yok çünkü fırında sıcaktan zaten eriyerek kıvamını buluyor. Peynirli bu karışıma karamelize ettiğimiz soğanları da biraz ılındıktan sonra ekliyoruz. İç malzemeler hazır. Dolaptan yeterince dinlenmiş olan kiş hamurunu çıkarıyoruz. Buzdolabından çıktığı haliyle çok sert olacaktır telaşa gerek yok. Biraz tezgah üzerinde bırakın o kendine gelecektir. Hamur yumuşayınca unlu bir tezgahta kiş kalıbının ölçülerine göre merdaneyle onu açıyoruz. Düzgünce kalıbın içine yerleştirdikten sonra daha önceden 180 dereceye ayarladığımız fırına atıyoruz ancak sadece 15 dakikalığına. Bu arada hamurun kabarmaması gerekiyor. Bunun için hamurun üzerine yağlı kağıt serip üzerini nohutlarla dolduruyoruz. Bu şekilde hamur fırında kabarmadan 15 dakika pişiriliyor. Piştikten sonra içerisine hazırlamış olduğumuz yumurtalı peynirli karışımın yarısını döküyoruz ve üzerine temizleyip soyduğumuz kuşkonmazları diziyoruz ve onun üzerine geri kalan iç malzemeyi boca ediyoruz ve doğru yine 180 derecelik fırına. Yaklaşık olarak 35 dakika sonra nefis kokular yükselmeye başlıyor ve işte kuşkonmazlı kiş afiyetle yenmek üzere hazır. Yanına bir de yeşil salatayla tam bir öğün olabilecek bu kiş kolay yapımıyla bundan sonra mutfak mönülerimde yer alacağa benziyor.
Afiyet olsun!
30 Haziran 2012 Cumartesi
Kapalı Çarşı Nam-ı Diğer: Grand Bazaar
Son dönemde James Bond'un son filminin çekimleri nedeniyle popülaritesi epey artmış olan Kapalı Çarşı'ya bir de biz uğrayalım dedik geçen perşembe. Minikle birlikte sanki şehirler arası yolculuğa çıkarcasına hazırlandık:
Götürülecekler listesi;
Sırt çantası,
Su matarası,
Islak mendil
Kağıt mendil,
Yara bandı,
Yedek şort,
Eksiksiz olarak hazırlandıktan sonra sabah 10.30 sularında çıktık yola. Önce arabayı Kadıköy'deki otoparka bıraktık ve Eminönü İskelesi'ne doğru yollandık. Hava sıcaklığı da mevsim normallerinde olduğu için keyfimiz daha da yerine gelmişti. Tam vapur sefasına layık bir havaydı doğrusu. 20-25 dakikalık bir vapur yolculuğundan sonra Eminönü İskelesi'ne geldik. Oradan kısa bir yürüyüş mesafesinde bulunan tramvay istasyonuna varmamız 10 dakikayı bulmadı ve tramvay yolculuğumuz da yaklaşık 10-15 dakika kadar sürdü. Sonunda Kapalı Çarşı'nın Çemberlitaş tarafındaki kapısının bulunduğu mekana gelmiştik. Tam Çarşı'ya doğru yürürken kenardaki kafeler gözüme ilişti ve öğlen yemeği öncesi bir keyif kahvesi ısmarlamaktan bir şey çıkmaz dedim kendi kendime. İyi ki de demişim, bir Türk kahvesi ancak bu kadar otantik bir atmosferde servis edilir. Yerinde görmek lazım, ne kadar anlatsam ve buraya resmini bassam da boş!! Yok böyle bir keyif!! Fotoğraf ne kadar anlatıcı bilemiyorum?

Kısa bir molanın ardından zaten bulunduğumuz mekana çok yakın olan Kapalı Çarşı'nın içinde buluverdik kendimizi. O ne renk cümbüşü, o ne ışıl ışıl dükkanlar... Yüzyıllara meydan okuyan, buram buram tarih kokan Kapalı Çarşı'da, değişik milletlerden siluetlerin, sokakların, sütunların arasında insanın kendini kaybetmemesi mümkün değil. Nereye baksanız bir incik boncuk, nereye kafanızı çevirseniz marka çantalar, birbirinden renkli desenli kilimciler, halıcılar, avizeciler... Kaybetmek derken hem mecazi hem de gerçek anlamda söyledim çünkü bu kadar rengarenk ürün satan dükkanları görünce hem alışveriş yapma damarınız kabarıyor hem de birbirine benzer eşyalar satan dükkanlar ve sokaklar arasında "ben buradan geçmiş miydim?" diye sorarken buluyorsunuz kendinizi (: Bu kadar çok çeşit satan dükkanların içinde el yapımı minyatür heykeller ve birbirinden ilginç minyatür eşyalar satan bir dükkana da düştü yolumuz tesadüf eseri. Burada satılan Taksim-Tünel tramvayına bayıldık ve resimde görüldüğü üzere bir tane de biz edindik... Bu arada bu kadar dükkan arasında son derece modern tasarlanmış cafe'leri de unutmamak gerek. Yolunuz düşerse mutlaka soluklanmak için birine uğrayın ve buz gibi taze sıkılmış limonatalarının tadına bakın derim.
Akşam eve 17.30 gibi dönerek o günkü maceramızı tamamlamış olduk. Aklımızda tarihi Kapalı Çarşı, elimizde tramvayımızla...
Götürülecekler listesi;
Kısa bir molanın ardından zaten bulunduğumuz mekana çok yakın olan Kapalı Çarşı'nın içinde buluverdik kendimizi. O ne renk cümbüşü, o ne ışıl ışıl dükkanlar... Yüzyıllara meydan okuyan, buram buram tarih kokan Kapalı Çarşı'da, değişik milletlerden siluetlerin, sokakların, sütunların arasında insanın kendini kaybetmemesi mümkün değil. Nereye baksanız bir incik boncuk, nereye kafanızı çevirseniz marka çantalar, birbirinden renkli desenli kilimciler, halıcılar, avizeciler... Kaybetmek derken hem mecazi hem de gerçek anlamda söyledim çünkü bu kadar rengarenk ürün satan dükkanları görünce hem alışveriş yapma damarınız kabarıyor hem de birbirine benzer eşyalar satan dükkanlar ve sokaklar arasında "ben buradan geçmiş miydim?" diye sorarken buluyorsunuz kendinizi (: Bu kadar çok çeşit satan dükkanların içinde el yapımı minyatür heykeller ve birbirinden ilginç minyatür eşyalar satan bir dükkana da düştü yolumuz tesadüf eseri. Burada satılan Taksim-Tünel tramvayına bayıldık ve resimde görüldüğü üzere bir tane de biz edindik... Bu arada bu kadar dükkan arasında son derece modern tasarlanmış cafe'leri de unutmamak gerek. Yolunuz düşerse mutlaka soluklanmak için birine uğrayın ve buz gibi taze sıkılmış limonatalarının tadına bakın derim. Akşam eve 17.30 gibi dönerek o günkü maceramızı tamamlamış olduk. Aklımızda tarihi Kapalı Çarşı, elimizde tramvayımızla...
18 Haziran 2012 Pazartesi
Çilekli-Pudingli Pasta
Aslında her zaman dile getiririm tatlıyla aram yoktur diye. Tuzlu daha çok tercih ediyorum. Fakat bizim minik çilek delisi olduğu için ve bu aralar da çileğin bitmesi yakın olduğundan bir çilekli pasta yapalım dedim. Tabii Babalar Günü'nün de bunda rolü büyük. Yani tam bir Babalar Günü pastası... Enfes, hafif, leziz... Lezzetine doyum olmayan bu pastanın tadına bakmak isteyenler, haydi taptaze çilekler manavlardan el etek çekmeden doğru mutfağa!!!!!!!!
Pandispanya hamuru için malzemeler:
3 adet yumurta
1 çay bardağı toz şeker
1 su bardağı un
1 paket vanilya
Yarım paket kabartma tozu
Krema için malzemeler:
1 paket hazır vanilyalı puding (Ben Dr. Otker kullandım)
Yarım paket kadar iyice çırpılıp sertleştirilmiş taze krema
En önemli malzeme:
250 gr. çilek
Pastanın yapılışı:
Karıştırma kabına 3 adet yumurtanın beyazını kırın ve bir çimdik tuzla kar haline gelinceye dek çırpın. Ardından yumurta sarılarını ve şekeri de ilave edip karışımı homojen bir hale getirin. Üzerine 1 su bardağı un, 1 paket vanilya, yarım paketten az kabartma tozunu da ilave edip mikserle çırpmaya devam edin. Fırın tepsisine yağlı kağıt yerleştirin.Üzerine rulo pastanın hamurunu güzelce yayın ve önceden ısıtılmış olan 200 derecelik fırında 7 dakika kadar pişirin. Tam 7 dakikada pastanın pandispanyası hazır bile. Pandispanya fırında pişerken bir yandan da şu hazır vanilyalı pudinglerden pişirmeye başlayın. Püf noktası: Bu puding, pastacı kreması yerine geçeceği için daha yoğun kıvamlı olmalı. Dolayısıyla paketin üzerinde yazan süt miktarını 250 ml. azaltarak yani yaklaşık 500 ml. süt olarak kullanın. Aksi takdirde cıvık bir kremanız olur. Bir diğer lezzet püfü ise: Puding pişip iyice soğuduktan sonra içine yaklaşık yarım paket olmak üzere mikserle kabartacağınız taze kremadan ekleyin. Tadı çok fark ediyor inanın. Şimdi gelelim pastamızı oluşturmaya. İşin en keyifli anına (: Dikdörtgen olan pandispanyayı 3 eşit parçaya bölün. İlk parçaya kremadan sürün ve üzerini dilimlenmiş çileklerle kaplayıp üzerine ikinci pandispanya parçasını oturtun ve yine kremayla kapladıktan sonra çilek dilimlerini dizin ve en üste üçüncü pandispanya parçasını yerleştirerek pastanın her yanını kalan kremayla kaplayın. Üzerini dilediğiniz gibi süsleme lüksüne sahip olduğunuz pastanız artık hazır. Sadece buzdolabında 1-2 saat dinlenmeye ihtiyacı var. Yapımı çok kolay, çok kısa zamanda hazır oluyor, lezzeti ise dayanılmaz!!! Afiyet olsun!!
Pandispanya hamuru için malzemeler:3 adet yumurta
1 çay bardağı toz şeker
1 su bardağı un
1 paket vanilya
Yarım paket kabartma tozu
Krema için malzemeler:
1 paket hazır vanilyalı puding (Ben Dr. Otker kullandım)
Yarım paket kadar iyice çırpılıp sertleştirilmiş taze krema
En önemli malzeme:
250 gr. çilek
Pastanın yapılışı:
Karıştırma kabına 3 adet yumurtanın beyazını kırın ve bir çimdik tuzla kar haline gelinceye dek çırpın. Ardından yumurta sarılarını ve şekeri de ilave edip karışımı homojen bir hale getirin. Üzerine 1 su bardağı un, 1 paket vanilya, yarım paketten az kabartma tozunu da ilave edip mikserle çırpmaya devam edin. Fırın tepsisine yağlı kağıt yerleştirin.Üzerine rulo pastanın hamurunu güzelce yayın ve önceden ısıtılmış olan 200 derecelik fırında 7 dakika kadar pişirin. Tam 7 dakikada pastanın pandispanyası hazır bile. Pandispanya fırında pişerken bir yandan da şu hazır vanilyalı pudinglerden pişirmeye başlayın. Püf noktası: Bu puding, pastacı kreması yerine geçeceği için daha yoğun kıvamlı olmalı. Dolayısıyla paketin üzerinde yazan süt miktarını 250 ml. azaltarak yani yaklaşık 500 ml. süt olarak kullanın. Aksi takdirde cıvık bir kremanız olur. Bir diğer lezzet püfü ise: Puding pişip iyice soğuduktan sonra içine yaklaşık yarım paket olmak üzere mikserle kabartacağınız taze kremadan ekleyin. Tadı çok fark ediyor inanın. Şimdi gelelim pastamızı oluşturmaya. İşin en keyifli anına (: Dikdörtgen olan pandispanyayı 3 eşit parçaya bölün. İlk parçaya kremadan sürün ve üzerini dilimlenmiş çileklerle kaplayıp üzerine ikinci pandispanya parçasını oturtun ve yine kremayla kapladıktan sonra çilek dilimlerini dizin ve en üste üçüncü pandispanya parçasını yerleştirerek pastanın her yanını kalan kremayla kaplayın. Üzerini dilediğiniz gibi süsleme lüksüne sahip olduğunuz pastanız artık hazır. Sadece buzdolabında 1-2 saat dinlenmeye ihtiyacı var. Yapımı çok kolay, çok kısa zamanda hazır oluyor, lezzeti ise dayanılmaz!!! Afiyet olsun!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


