17 Nisan 2010 Cumartesi
16 Nisan 2010 Cuma
PERDE PİLAVI
Yöresel mutfaklardan bir lezzet daha: Perde Pilavı. Lezzeti kadar hikayesi de mizahi yönüyle akıllarda iz bırakıyor doğrusu. Siirt yöresinden olan bu yemeğimizin hikayesini kısaca aktarmak isterim: Perde pilavı bir düğün yemeğiymiş. Pilavda kullanılan pirinç taneleri bolluk ve bereketin simgesiymiş. İçerisindeki bademler erkek, fıstıklar kız evladını sembolize edermiş. Karabiber acı günlerin, üzüm tatlı günlerin ifadesi olarak kullanılırmış. Üzerindeki hamur işi ise ailenin sırlarının aile içinde kalması gerekliliğini vurgularmış. Ancak Siirtli gelinlere göre biber kaynanayı simgelermiş. Tavuk eti de evin reisi manasına gelirmiş. Şimdi vereceğim perde pilavı tarifi eğer ölçüleriyle hiç oynanmazsa birebir tutan bir tarif. Ben tadına baktığımda dışarıda bir restoranda yediğim lezzetin aynısını buldum içinde. Diğer tariflerden tek farkı içerisinde kuş üzümü ile dolmalık fıstığın olmaması. Ancak eğer istenirse bu iki malzeme de istenilen miktarda eklenebilir.MALZEMELER:
Dış hamuru için;
6 adet yumurta
100 gr. margarin
2 yemek kaşığı zeytinyağ
1 kahve fincanı su
Aldığı kadar un
Tuz
İç pilavı için;
1 adet tavuk
500 gr. pirinç
150 gr. badem içi kabuklu olacak
200 gr. tavuk ciğeri
Tereyağ
Tarçın
Karabiber, tuz
HAMURUN YAPILIŞI:
Karıştırma kabına yumurtalar kırılır. Margarin, zeytinyağ, tuz ve su eklenip karıştırılır. Yavaş yavaş un ilave edilir. Kulak memesinden daha ser kıvamlı bir hamur elde edilir.
PİLAVIN YAPILIŞI:
Pilavın yapılacağı kap katı yağ ile iyice yağlanr. Dibine bademler güzelce dizilir. Hamur bir küçük bir büyük olmak üzere iki parçaya bölünür. Büyük beze oklava yardımıyla 1 cm. kalınlığında açılır. Yağlanan tencerenin içine bu hamur yayılır. Diğer tarafta tavuklar haşlanır. Kemiklerinden ayrılıp iri parçalar halinde dididklenir. Tavada kızartılır. Pirinç 20 dk. tuzlu suda bekletilir. Bademlerin kabukları soyulur. Ciğerler kuşbaşı doğranıp dağılmayacak şekilde sotelenir. Pirincin rengi değişmeden yağda kavrulur. İç pilav gibi pişirilir. 1' e 1,5 su ölçüsü kullanılır. Pirinçler kaynarken içerisine bademler eklenir. Pişmesine yakın ise ciğerler ilave edilir. Pilav demlenince üzerine tarçın ve karabiber serpilir. Hamurlu kabın içine bir kat tavuk bir kat pilav yerleştirilir. En üste de daha önceden ayrılmış olan küçük hamur bezesi açılarak kapak olarak kapatılır. Hamurun üzerine de yağ parçaları konur. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında hamur kızarıncaya kadar pişirilir. Fırından çıkınca servis tabağına ters çevrilerek sunulur.
Afiyet olsun.
9 Nisan 2010 Cuma
AŞK-I MEMNU NEREDE ÇEKİLİYORMUŞ?

Burası Sarıyer, Piyasa Caddesi: Kanal D ekranlarında her perşembe akşamı reyting rekorları kıran Aşk-ı Memnu dizisinin çekimlerinin yapıldığı mekan. Burası Rahmi Koç'un 1895 yılında inşaa edilmiş olan 3 katlı ve 10 odalı yalısı. Bu fotoğraf çekildiğinde muhtemelen dizinin iç mekan çekimleri yapılıyordu diye düşünüyorum. Kapının tam önüne park etmiş olan kamyon, çekim için kullanılan araçlardan biriydi sanırım.
7 Nisan 2010 Çarşamba
YAZ AYLARI İÇİN NEFİS ATIŞTIRMALIK ERZİNCAN PİYAZI
Artık havalar ısınıyor. Sıcak havaları hissetmeye ramak kaldığı bu günlerde yaza fit girme telaşı da başlıyor. Yazın en bilindik karpuz-peynir ikilisine alternatif olarak, Erzincan piyazını tavsiye ediyorum. Hem pratik hazırlanışı hem de lezzetiyle yaz aylarının vazgeçilmezi olacak benim için. Tek başına sabah kahvaltılarında bile rahatlıkla tüketilebileceği gibi et yemeklerinin yanına da çok yakışan bir salata. MALZEMELER:
2 adet salatalık
2 adet domates (kabukları soyulacak)
2 adet çarliston biber
1/2 demet dereotu
1/2 demet maydanoz
3-4 dal taze reyhan
100 gr. beyaz peynir
100 gr. erzincan tulumu
1 kahve fincanı halis zeytinyağ
Tuz-karabiber
YAPILIŞI:
Salatalıklar ve domatesler küp küp doğrandıktan sonra, maydanoz ve dereotu ince ince kıyılır. Hepsi bir kabın içinde harmanlanır ve içerisine taze reyhan yaprakları kıyılarak katılır. Üzerine ufalanmış erzincan tulumu ve ufalanmış beyaz peynir de eklendikten sonra zeytinyağ dökülerek servis tabaklarına alınır. Lezzeti nefis. Mutlaka denenmeli...
Afiyet olsun.
28 Mart 2010 Pazar
JULIE&JULIA
Gerçek hikayelere her zaman bayılmışımdır. Son zamanlarda en keyif alarak izlediğim film Julie&Julia. Oyuncu kadrosu da oldukça güçlü; Merly Streep ve Amy Adams başrolü paylaşan kadın aktrisler. Filmde, Julie adlı genç bir kadının yaşadığı günümüz zamanı ile Julia Child'ın yaşadığı 40'lı 50'li yılları arasında ustaca ve bir o kadar da dahice eşzamanlı geçişler yapılmış. Julie Powell, 11 Eylül sonrasında kazazedelere sigorta sağlayan bir şirketin "call center"ında çalışan 30 yaşında evli genç bir kadın. Julia Child, 40'lı yıllarda yaşayan kocası Amerikan elçiliklerinde hükümet ajanı olarak çalışan 40 yaşlarında bir kadın. Julia, tayinleri Paris'e çıktığında Fransızlar'ın incelikli yaşam tarzlarına hayran kalıyor. Hele ki mutfaktan iyi anlayan bir ev kadını olarak Fransız mutfağı onun başını döndürüyor ve yemekle ilgili bütün duyularını harekete geçiriyor. İki kadının ortak noktası yemek pişirmedeki ustalıkları. Damak tatları oldukça gelişmiş olan bu iki kadının yaşamı, iki farklı zaman diliminde kesişiyor. Julie sıkıcı iş hayatının dışında yaşamını nasıl farklı yönde geliştirebileceğini düşünürken, Julia Amerikalılar'a Fransız mutfağının zenginliklerini tanıtma kararı alıyor. Julia ilk önce azmedip Paris'te Cordon Bleu adlı yemek okulunu bitiriyor. Orada edindiği iki arkadaşıyla Fransız yemeklerinin tariflerini kitaplaşatırmaya başlıyor. Julie ise kendine blog açıyor önce ne yazacağını bilmezken Julia Child'dın inanılmaz öyküsünden etkilenerek kelimenin tam anlamıyla ondan öykünerek 365 günde bitirmek üzere onun kitabından 524 tane fransız yemek tarifi yazmaya başlıyor. Hem de herbirini birebir deneyerek. Blogunda yazdığı satırlarla ikisi arasındaki zamanda yolculuk başlıyor. Julie kendini Julia ile adeta bütünleştiriyor. En büyük hayali bir gün onunla tanışabilmek. Ancak bu hiçbir zaman gerçekleşmiyor. Her ikisi de izleyiciye azim ve büyük cesaretle nelerin başarılabileceğinin dersini veriyor.
Çok hoş bir anlatımı olan filmin başrol oyuncusu Merly Streep, 2010 en iyi kadın oyuncu Oscar'ına aday olmuştu ancak bence büyük talihsizlik ki bu ödülü evine götüremedi. Gerçekten nefis bir oyunculuk sergilemiş. Tabii bu arada Amy Adams'ı da (Julie Powell) yabana atmamak gerek. Aslında bütün film oyuncuları canlandırdıkları karakterlerin hakkını vermiş. Konu nefisti, seneryo çok güzeldi, kurgu çok başarılıydı. Söyleyecek söz yok, kesinlikle seyredilmesi gereken bir film... Farklı zaman dilimlerinde yaşamış olan bu iki kadın arasındaki muhteşem duygusal bağa şahit olmak isteyenlere kaçırmayın derim...
İyi seyirler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)