
19 Kasım 2009 Perşembe
KARTON EV (:

10 Kasım 2009 Salı
2 Kasım 2009 Pazartesi
PARIS, VILLE DE LUMIERE!

Tarih: 04.09.2009. Yer: Atatürk Havalimanı. İstikamet: Fransa, Paris, Charles de Gaulles
Havaalanı. Aktarma noktası: Macaristan, Budapeşte Ferihagy Havaalanı. Aktarmalı olan yolculuklar hep yorucu olmuştur, en zahmetsizi bile… Bir de aktarma noktasında gecikme olursa aman aman işte yorgunluğun iki misline katlandığı son nokta.
Nihayet saatler gece yarısını gösterirken: “Oh la la! Paris! C’est la ville de lumiere!” Muhteşem ihtişamlı bir kent! Gecesi ayrı göz kamaştırıcı, gündüzü ayrı baş döndürücü bir güzelliğe sahip . Biz neredeyse (büyük müzeler hariç) ayak basmadık yer bırakmadık şehirde. İlk gün Trocadero Meydanı ve Akvaryum’u ziyaret ettik. Trocadero Meydan'ından Eiffel Kulesi’nin görüntüsü nefes kesiciydi. Zaten pek çok posta kartına da konu olmuştur bu manzaranın büyüleyici efekti. Ertesi gün döne döne 284 basamak çıkarak “Arc de Triomphe” un tepesindeydik. Manzara inanılmaz keyifliydi. Yine Eiffel Kulesi harika görünüyordu. Ancak o kadar basamak çıkmak her yiğidin harcı değil, ciddi zorluyor.
Programımız genelde her sabah aynıydı, 08.00’da uyanış, 11.00-11.30 gibi evden çıkış ve merkeze varış. Bir sonraki gün hedef mekanımız Eiffel Kulesi’ydi ancak vakit geç olduğu için bu ziyaretimizi bir sonraki güne bırakıp o gün meşhur Paris Catacombes’larını gezmeye karar verdik. 18. yüzyılın sonlarında Paris Belediyesi tarafından oluşturulmuş bu kemik mezarlığı çok ilginç ve bir o kadar da ürpertici bir atmosfere sahipti.
Bir diğer durağımız bahçelerdi. Paris'in bahçeleri dünyaca meşhurdur zaten. "Jardin de Luxemburg", "Jardin de Tuillerie" v.b. Öğlenleri insanların buluşma noktası. İşte bizim de öğle yemeklerimizin mekanı oldu bu bahçeler.
Daha sonraki günler de aynen böyle yoğun bir şekilde devam etti. Aralarında en unutamayacaklarım Eiffel Kulesi, Villepinte’deki Cité des Sciences ve Musée de Grevin yani Balmumu Müzesi oldu. Eiffel Kulesi’nden manzara bir harikaydı. Koskaca bir şehri kuş bakışı görmek insana inanılmaz bir heyecan veriyor doğrusu. Villepinte’deki Cité des Sciences ise bilim dünyasındaki keşifleri interaktif bir biçimde sunuyordu ziyaretçilerine. Birebir deney yapma şansına nail olmak çok eğlenceliydi. Balmumu Müzesi ise bambaşka bir dünyaya seyahat gibiydi. Bütün ünlülerle bir arada olmak, onlarla baş başa kahve içmek, yanlarında durmak çok hoştu. Bir tarafta Elton John ile piyano çalmak, diğer tarafta Jean Paul Sartre ile kahve içmek, bir diğer yanda ise Jean Paul Gaultier’nin eskiz çalışmalarını incelemek çok heyecan vericiydi doğrusu(:
İşte koskoca Paris seyahati böyle dolu dolu, gümbür gümbür geldi geçti. Tabii her seyahat gibi tadını da damağımızda bıraktı. Daha nice seyahatlere diyorum (:
Hep demişimdir: Güzel bir yurt dışı seyahati gibisi yoktur derinlemesine bir yaşam detoksu için!
İşte koskoca Paris seyahati böyle dolu dolu, gümbür gümbür geldi geçti. Tabii her seyahat gibi tadını da damağımızda bıraktı. Daha nice seyahatlere diyorum (:
Hep demişimdir: Güzel bir yurt dışı seyahati gibisi yoktur derinlemesine bir yaşam detoksu için!
24 Eylül 2009 Perşembe
HOME MADE SUSHI

SUSHI PİRİNCİNİN MALZEMELERİ:
* 700 ml. sushi pirinci (yoksa baldo pirinç tercih edilebilir)
* 830 ml. su
* 120 ml. pirinç sirkesi
* 60 ml. şeker
* 1/2 çay kaşığı tuz
SOSUN YAPILIŞI:
Şeker, tuz ve sirke tencerede kısık ateşte şeker eriyene kadar karıştırlır. Karışımın kaynamaması gerekir.
PİLAVIN YAPILIŞI:
Pirinç iyice yıkandıktan sonra 830 ml. (3 1/3 cup) su dolu tencereye konur ve yarım saat dinlendirilir. Daha sonra önce yüksek ateş açılır ve fokurdamaya başlayan pirincin altı kısılır, 15 dakika kısık ateşte pişirilir. Pirinç piştikten sonra bir tepsiye yayılır ve hafifçe karıştırılarak hemen soğutulur. Anında soğutulması pirinç tanelerinin birbirine yapışmaması için çok önemli bir nokta. Pilav iyice soğuyunca üzerine önceden hazırlamış olduğumuz sosu gezdiriyoruz. Pilavın sosu iyice yemesine özen göstermek gerekiyor. İşte bu kadar! Sushinin ana malzemesi hazır bile. Gerisi hünerli ellere kalıyor.
Itadakimasu! (Japonca'da afiyet olsun)
25 Ağustos 2009 Salı
ÇİKOLATA SOSLU KAKAOLU KEK
Bu arada kekin püf noktalarını da sıralamakta fayda var:
* Önce yumurtalarla şeker iyice çırpılmalı,
* Kesinlikle katı yağ tercih edilmemeli, mutlaka sıvı yağ, mümkünse ayçiçek yağı olmalı,
* Kakaolu karışım, beyaz karışıma göre daha yoğun kıvamda olmalı, koyu oldu zannedilip süt ve benzeri malzemelerle açılmaya çalışılmamalı. Yoksa ikisi de birbirine karışır ve kahverengi bir kek olur. Bizim istediğimiz, kakaolu kısım ile beyaz kısmın birbirinden ayrı olması.
MALZEMELER:
2 bardak un
4/3 bardak sıvı yağ
4/3 bardak toz şeker
2 yumurta
1 paket kabartma tozu
1 bardak süt
5 yemek kaşığı kakao
1 paket bitter çikolata
Afiyet olsun!
22 Ağustos 2009 Cumartesi
POYRAZKÖY

Fazla kalabalık olmayan köy, tepeye kurulmuş. Köye girmeden sola, Poyrazköy plajına yol ayrılıyor. Plaj, fazla büyük olmayan bir kumsal ve çevresindeki irili ufaklı tesislerden oluşuyor. Soyunma kabinleri, lokanta ve kahveler var. Biz yukarı kısımdaki bir çay bahçesinde oturduk. Yukarıdan manzara bir başka güzeldi. Yalnız burada acıkınca yapacak pek bir şey yok. Sadece kaşarlı tost hazırlayabiliyorlar o kadar. Dolayısıyla ya evden çıkın hazırlayıp getirmek gerekiyor ya da çay bahçesinin yanındaki küçük bakkaldan ıvır zıvır alıp çay eşliğinde tüketip akşama doğru da deniz kenarındaki restoranların birinde ziyafet çekmek...
Poyrazköy, rüzgara ve akıntıya karşı korunaklı bir koy dolayısıyla tekne ve yatların demirlemesi için uygun. Poyrazköy'e gidiş yolu bir süre öncesine kadar askeri alanla çevriliymiş. Askeri alan, köye girişi engellemiyormuş ama Beykoz-Poyrazköy yolu üzerindeki sık ormanlık alanda durmayı ve piknik yapmayı yasaklıyormuş. Yasak kalkınca yol boyu piknikçilerin akınına uğramış. Mesire yerleri de bu zamanlarda açılmış bu yol kenarlarında. Arabayla gidecekseniz, yol boyunca dizilmiş bu piknik alanlarına rastlamak mümkün. Kavacık'tan Poyrazköy 34 km . Yol dar olmasına rağmen çok keyifli. Biraz uzun sürüyor ama değer.
Kaynak: www.poyrazkoy.com
21 Ağustos 2009 Cuma
ELMALI PAYIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

MALZEMELER:
2 bardak un
1/2 bardak oda sıcaklığında küp küp doğranmış tereyağ
7 yemek kaşığı buz gibi soğuk su
3 yemek kaşığı pudra şekeri (hamurun gevrek olmasını sağlıyor)
ELMALI HARÇ İÇİN:
4 adet elma
1 bardak irice dövülmüş ceviz
2 yemek kaşığı un
1 bardaktan biraz fazla toz şeker
4 yemek kaşığı tarçın
Afiyet olsun!
10 Temmuz 2009 Cuma
PARIS, JE T'AIME

Bu 18 kısa hikayenin arasında beni en çok cezbeden "Loin du 16e" başlıklı olanıydı. Hikayede genç bir kadın kreşe bıraktığı daha 2-3 aylık bebeğine İspanyolca bir ninni mırıldanır. Ardından bebeğini orada bırakarak yola koyulur. Uzun bir yoldan sonra işvereninin evine gelir. O, aslında bir bebek bakıcısıdır ve her sabah kendi bebeğini kreşte sakinleştirmek için mırıldandığı ninniyi, bakıcılığını yaptığı bebeğe de söyler ve uzaklara dalar gider... Bu beni oldukça etkiledi. Sözün özü "Paris, Je t'aime" mutlaka seyredilmesi gereken bir film. Bu filmde herkes kendine ait bir hikaye bulacaktır, bundan eminim! (:
6 Temmuz 2009 Pazartesi
NOSTALJİNİN BÖYLESİ

VAHŞİ HAYAT
Söz: Seda Erdarcan
Uzat elini yakala hayatı.
Kapat gözlerini düşle geleceği.
Korkma fısıltılardan,
Kaçma vahşi duygulardan.
Yollar açık sana artık,
Elveda de ve çık git artık.
Güçlü ve kasvetli olmak kolay değil sandığın kadar,
Savaş kendinle sonuna kadar.
Karşılık verme anlamsız küfürlere,
Bırak onları geride.
İnan bildiğin tek şeye, kendine.
Yalnızlığın seni boğmasına izin verme.
Bu senin hayatın kullan istediğin kadar.
Takip eder birbirini günler,
İnsanoğlu yakalamaya çalışır bir şeyler.
Dağıt kafandaki şu dumanı.
Kapat gözlerini düşle geleceği.
Korkma vahşi dünyadan,
Kaçma vahşi fısıltılardan.
Geçir ayağına çizmelerini,
Kapat gözlerini düşle geleceği.
Korkma vahşi hayattan,
Kaçma fısıltılardan.
3 Temmuz 2009 Cuma
HALA CANLI...
M.J... Biz 70'li yıllar doğumluların gençlik çağları meşhur 80'lere rast gelir malum. Ve o yılların efsane ismi: MICHAEL JACKSON! Dinler miydim? Evet, ama öyle tüm albümlerini almadım 1-2 tane belki. Birkaç kült parçasını da hala keyifle dinlerim. "Billy Jean" onunla ilk tanıştığım şarkıydı. Ortaokul ve lise çağlarımda da başarılarını ve hit parçalarını takip ettim. Türkiye'ye geldiğinde konserine gitmemiştim ama giden arkadaşlarımın anlatışlarından ne kadar büyüleyici bir konser olduğunu anlamış hatta o an kendime bile itiraf edemediğim bir pişmanlık duygusu içine girdiğimi hatırlarım.
Evet "O" artık yok! Ölümünün ardından internette pek çok haber gördüm ve okudum ancak "youtube" da gördüğüm en ilginçlerindendi bence. Ölümünden 2 gün önce çekilen bu görüntüler, çok şaşırtıcı geldi bana. Bu kadar sağlıklı olup, dünyanın en zor işlerinden biri olan show-biz içinde olup da bu kadar canlı ve hareketli olmak ve 2 gün sonra melek olup uçmak... Anlamadım... Anlayamıyorum... Çok şüphe var gibi görünüyor. Yoksa hala canlı mı? Bu hayattan kurtulmanın en kolay yolu, kendini ölmüş gibi gösterip kimlik değiştirerek hayatına devam etmek mi acaba??! Aslında böyle olduğuna inanmak işime de geliyor galiba. Bir çeşit kendi kendini avutma yöntemi. Bu düşünce tarzı, "onun" öldüğüne inanamadığını göstermenin farklı bir yolu olsa gerek. Huzur içinde...
Evet "O" artık yok! Ölümünün ardından internette pek çok haber gördüm ve okudum ancak "youtube" da gördüğüm en ilginçlerindendi bence. Ölümünden 2 gün önce çekilen bu görüntüler, çok şaşırtıcı geldi bana. Bu kadar sağlıklı olup, dünyanın en zor işlerinden biri olan show-biz içinde olup da bu kadar canlı ve hareketli olmak ve 2 gün sonra melek olup uçmak... Anlamadım... Anlayamıyorum... Çok şüphe var gibi görünüyor. Yoksa hala canlı mı? Bu hayattan kurtulmanın en kolay yolu, kendini ölmüş gibi gösterip kimlik değiştirerek hayatına devam etmek mi acaba??! Aslında böyle olduğuna inanmak işime de geliyor galiba. Bir çeşit kendi kendini avutma yöntemi. Bu düşünce tarzı, "onun" öldüğüne inanamadığını göstermenin farklı bir yolu olsa gerek. Huzur içinde...
23 Haziran 2009 Salı
POLLY POCKETS

10 Haziran 2009 Çarşamba
ADENOİDEKTOMİ

4 Haziran 2009 Perşembe
DEEP FREEZE DEHŞETİ!!

25 Mayıs 2009 Pazartesi
SAATLİ MAARİF TAKVİMİNDEN...

* Hayatımızdan başlıklı ilk pratik bilgide banyo sonrası cilt bakımından bahsetmişler. Bu yazıya göre en önemli cilt bakımı, banyodan sonra son derece iyi kurulanmaktan geçiyormuş. Banyo ya da duş sonrasında, cildimizin üzerindeki su kurulanmadan kalır ve kendi kendine uçarsa vücudun nemini de alıp götürüyormuş. Dolayısıyla cildin ciddi şekilde kurumasına yol açıyormuş!
* Diğer bir pratik bilgi de kurumuş diz kapaklarıyla ilgili. Eğer dizlerimiz pütürlü ve pürüzlüyse bundan kolayca kurtulabilirmişiz. Hele şimdi yaz mevsimi de başladı dolayısıyla daha bir dikkatli olmak gerekiyor bu konuda. Yapacağımız şey basit: Sabah ve akşamları dizlerimizi köpüklü ılık su eşliğinde sünger taşıyla çok hafif masaj yaparak ovmak ve iyice durulayıp kuruladıktan sonra badem yağı sürmek.
24 Mayıs 2009 Pazar
VE FİNAL...

28 Nisan 2009 Salı
PRISON BREAK!

http://www.youtube.com/watch?v=LVps2Za3D7s
22 Nisan 2009 Çarşamba
BARCELONA

10 Nisan 2009 Cuma
TATLI EKŞİ SOSLU TAVUK

MALZEMELER:
3 adet kemiksiz tavuk göğsü
1 yemek kaşığı soya sosu
2 çay kaşığı susam yağı
Kızartmak için sıvı yağ
Tempura karışımı: Tepeleme 3,5 yemek kaşığı un, 1 yemek kaşığı mısır unu, yarım çay kaşığı tuz ve bir kaç buz eşliğinde 200 ml. buz gibi maden suyu. Bu karışım asla çok karıştırılmaz. Bırakın pütürler içinde kalsın.
Tempura karışımı: Tepeleme 3,5 yemek kaşığı un, 1 yemek kaşığı mısır unu, yarım çay kaşığı tuz ve bir kaç buz eşliğinde 200 ml. buz gibi maden suyu. Bu karışım asla çok karıştırılmaz. Bırakın pütürler içinde kalsın.
1 tane yeşil biber
1 tane havuç
2 diş kıyılmış sarmısak
SOS İÇİN
3 yemek kaşığı soya sosu
3 yemek kaşığı beyaz şarap sirkesi
3 yemek kaşığı şeker
1 çay kaşığı mısır unu
100 ml. buz gibi soğuk su
YAPILIŞI
Tavuklar kuşbaşı kesilir ve soya sosu ile karıştırılır.Bu arada sos malzemeleri 100 ml. soğuk suyla karıştırılarak hazırlanır. Diğer yandan yağ kızdırılır, tempura karışımının içine atılan tavuklar, kızgın yağda altın sarısı renk alana kadar kızartılır.
Sosu hazırlamak için, tencerede (wok tava varsa tercih edilmeli) zeytinyağı kızdırılır. Sarımsaklar, havuçlar, biberler 3 dakika kadar çevrilir. Diri olmaları gerekiyor. Önceden hazırlanmış olan sos suyu da tencereye eklendikten sonra tüm mlazemeler 1 dakika kadar fokurdayana dek pişrilir. En sonunda da kızarmış tavuklar sosun içine atılır ve yavaşça sosla bütünleştirilir. Tabaklara servis edilir.
Tavuklar kuşbaşı kesilir ve soya sosu ile karıştırılır.Bu arada sos malzemeleri 100 ml. soğuk suyla karıştırılarak hazırlanır. Diğer yandan yağ kızdırılır, tempura karışımının içine atılan tavuklar, kızgın yağda altın sarısı renk alana kadar kızartılır.
Sosu hazırlamak için, tencerede (wok tava varsa tercih edilmeli) zeytinyağı kızdırılır. Sarımsaklar, havuçlar, biberler 3 dakika kadar çevrilir. Diri olmaları gerekiyor. Önceden hazırlanmış olan sos suyu da tencereye eklendikten sonra tüm mlazemeler 1 dakika kadar fokurdayana dek pişrilir. En sonunda da kızarmış tavuklar sosun içine atılır ve yavaşça sosla bütünleştirilir. Tabaklara servis edilir.
27 Şubat 2009 Cuma
ÜZÜMLÜ FINDIKLI KEK

Bu sabah canım üzümlü fındıklı kek istedi ve ben de bir koşu mutfağa dalıp pişiriverdim. 15 dakikamı bile almadı. Şu an bu yazıyı yazarken de bir yudum çay eşliğinde kekimin tadına bakıyorum! (:
MALZEMELER:
3 yumurta
2 su bardağı un
1 su bardağı şeker
1 paket kabartma tozu
1 su bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvı yağ
1 avuç kuru üzüm (ıslatılıp kurutulmuş ve una bulanmış)
1 su bardağı çekilmiş fındık
YAPILIŞI:
Yumurta ve şeker iyice çırpılıyor. Ardından sıvı yağ ve yoğurt içine gidiyor. Un ve kabartma tozu elenerek karışıma ekleniyor. Son olarak da çekilmiş fındık içi ve üzümler ilave ediliyor. Tüm malzemeler üzümleri fazla hırpalamadan bir spatula yardımıyla karıştırılıyor, yağlanmış kalıbın içine dökülüyor ve önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında yaklaşık 35-40 dakika pişiriliyor.
Afiyet olsun…
8 Şubat 2009 Pazar
TANRIM NEDİR BENİM GÜNAHIM!?

Dün evlilik yıldönümümüzdü, akşam yemeğe çıktık, romantik bir sohbet yerine "ne yapacağız?", "nasıl olacak bundan sonra hayatımız?", "masraflarımızı nerelerden kısabiliriz?", "pazarda limon mu satsak ne?" gibi içinde bulunduğumuz loş ortama uygun düşecek konuşmalarla sonlandırdık gecemizi. Yani yeni yıl başdöndürücü bir hızla, küçük çaplı mutluluklarımıza limon sıkarak girdi hayatımızın bu evresine! Ne diyebilirim ki? Sözün bittiği an...
30 Ocak 2009 Cuma
ISPANAKLI MISIR EKMEĞİ

Hamuru için:
2,5 su bardağı un
1 su bardağı mısır unu
1 su bardağı yoğurt
2 yumurta (bir tanesinin sarısı üzerine sürmek için saklanacak)
1 çay bardağı sıvı yağ (1/2’si tereyağı olacak)
1 paket kabartma tozu
Tuz
İç malzemesi:
1 adet kuru soğan
Yıkanmış ve kıyılmış ıspanak
Karabiber, tuz
Hamurun tüm malzemelerini bir karıştırma kabında yoğuruyoruz ve yumuşak bir hamur elde ediyoruz. Aslında yumurta, yoğurt ve yağ önceden karıştırılırsa daha iyi olur. Sonra beyaz unla birlikte kabartma tozu elenerek eklenir. Son olarak da mısır unu konur.
Diğer taraftan soğanları kavuruyoruz, ıspanakları parti parti içine katıp yumuşayana dek çeviriyoruz.
Hamur iki eşit parçaya ayrılıyor. İlk parça, önceden yağlanmış kalıbın içine döşeniyor ve üzerine ıspanaklı iç konuyor. Bu iç malzemenin üzerine de son kalan hamur iyice döşeniyor ve kenarları iyice sıkıştırılıyor. Böylece hamur fırında kabarırken kenarları açılmıyor. Üzerine de yumurta sarısı sürülüyor. Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında 35 dakika pişiriliyor. Soğuduktan sonra afiyetle yeniyor.
Bir püf noktası: Beyaz unu kabartma tozuyla birlikte mutlaka elemek gerekiyor. Böylece daha puf puf bir kek elde ediliyor.
23 Ocak 2009 Cuma
PATATESLİ POĞAÇA

İşte tarifi:
Hamuru için:
1 yumurta (sarısını üzeri için ayırın )
2,5 su bardağı un
1,5 çay bardağı yoğurt
1/2 çay bardağı zeytinyağı (tarifte 1 çay bardağıydı ama bana çok göründü)
100 gr. tereyağı
1 paket kabartma tozu
1,5 çay kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı mahlep (inanılmaz bir koku veriyor)
İç malzemesi:
4 tane haşlanmış patates
1 kuru soğan
1,5 çay kaşığı tuz
1,5 çay kaşığı kırmızı tatlı toz biber (tarifte yoktu ben ekledim)
Yoğurt, yumurta beyazı, zeytinyağı, tuz ve eritilmiş soğutulmuş tereyağı iyice karıştırılır. Ardından 2,5 su bardağı un, mahlep ve kabartma tozu bir elekten elenerek karışıma eklenir. Malzemeleri biraz karıştırdıktan sonra hamur oluşuyor ve kolayca yoğrulacak kıvama geliyor. Bu hamur yaklaşık 1 saat oda sıcaklğında bekletiliyor. Bu arada patatesler küp doğranarak yumuşayacak şekilde iyice haşlanır. Diğer taraftan soğan güzelce kavrulur. Patatesler ve soğanlar birbiriyle karıştırılır ve ezilir. Tuz ve kırmızı toz biber de eklendikten sonra iç de hazır olmuş olur. Poğaça hamuru dinlendikten sonra eşit yuvarlaklar halinde bölünür. Bu arada fırın 180 dereceye ayarlı olarak açılır çünkü önceden ısıtılmış fırında pişiyor poğaçalar. Hamur topları avuç içinde biraz açılır ve ortalarına çok fazla olmayacak şekilde iç malzemeden konur (çok malzeme koyunca poğaçayı fırında pişerken patlatıyor ve iç malzeme dışarı taşıyor) sıkıca kapatılır. Hepsi bittikten ve tepsiye dizildikten sonra üzerlerine yumurta sarısı sürülür ve sıcak fırında 35 dakika pişirilir. Afiyet olsun.
3 Ocak 2009 Cumartesi
BU SON OLSUN ARTIK LÜTFEN!

2 Ocak 2009 Cuma
SEVGİLİ 2009, POZİTİF BİR YIL OLABİLİR MİSİN?

Ben yeni yıla girerken sofranın (tabii elimizden geldiğince ve maddi durum elverdiğince) oldukça zengin olmasından yanayım. Eğer sofra zengin bir mönüye sahip olursa yeni yılın bolluk ve bereket getireceğine inanırım. Bu sadece benim kendi içimdeki inanışım. Ancak bu sene hastalığım dolayısıyla yılbaşı gecesinden ümidimi kesmiştim. Kader, kısmet dedim, telafi ederiz diye düşündüm. Ama benim yılbaşından bir gün önce kendimi iyi hissetmemle birlikte sevgili eşimin de yardımıyla bu yılbaşında da güzel bir sofra kurmayı başardık. Yarı hazır aldık, yarı kendimiz halletmeye çalıştık ve sonuçta planladığımız gibi bir gece geçirebildik çok şükür. Hatta çam ağacımızın altı bile oldukça doluydu ((:Yoruldum mu? Evet, ama buna değer. Mutluluğu ve huzuru hissetmek yorgunluğu da unutturuyor insana. Herkese keyifli ve huzurlu bir 2009 diliyorum. Sorunlar hiç eksik olmaz ama bu sorunlara yaklaşımımız ve çözüm arayış tarzımız sorunların ağırlığını değiştirebilir diye düşünüyorum. Yeni yıla, pozitif düşüncelerle merhaba diyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)